17 Ocak 2014 Cuma

Su, canlıların yaşaması için hayati öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Dünyamızın %70′ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır.Gündelik hayatta ihmal ettiklerimizin başında su içmek gelir. Özellikle kimimiz için eziyettir sanki o bir bardak suyu bitirmek. Ancak sağlığın korunması ve canlılığın sürdürülebilmesi için gerekli bir numaralı madde sudur. Vücudumuzun % 55-75' lik kısmını oluşturur.
        Su; metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücudumuzdaki tüm reaksiyonlarda görevlidir. Gün boyu içeceğimiz 2lt su, enerji oluşumunu artırır ve zayıflamaya yardımcı olur, besin maddeleri, oksijeni... taşıyarak organ ve dokuları korur. Aç karnına içtiğimiz su; organizmayı zararlı toksin maddelerden arındırır.

İmmün sisteminin, görevini yapabilmesi için su gereklidir. Bu özelliği ile zinde ve dinç kalmamızda yardımcıdır. Şeker hastalığı olan kişilerde su alımının kan şekeri düşürme özelliği mevcuttur. Yeterince su içmeyen diyabetik hastalar hem ilaçların yan etkilerinden etkilenecekler, hem de böbrek fonksiyon değerlerinde üre ve kreatinin yüksekliği ile karşılaşacaklardır. Böbrek fonksiyonlarının korunmasında en önemli tedavi su içimidir.Cildimizin nem ve elastikiyetinin düzenlenmesinde su rol oynar. Günümüzde bayanların korkulu rüyası haline gelen selülit oluşumunun önlenmesinde de su yine ilk sırayı alır.Emzikli kadınlarda; süt üretimini arttıran en önemli sıvı sudur. Özellikle kalori oranları yüksek hazır meyve suları, gaz yapan asitli içecekler yerine su tercih edilmelidir.Hamilelikte; suyun önemi daha da artar. Bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısı her üç saatte bir kendini yeniler. Yetersiz sıvı alımı ile amnion miktarı azalacağından, suya gereksinim artar.Sıcak havalarda;  vücut sıcaklığını düzenleyici olarak çalışır. Dikkat edeceğimiz nokta, yazın içtiğimiz su miktarını artırma gerekliliğidir. Bedenimiz ısındıkça terler ve su kaybeder. Bunun için su seviyesini yeterli düzeye getirmemiz gerekir. Vücut, suyu aktif olarak kullanır, depolayamaz. Bu sebeple susuzluğa dayanamayız. Vücudumuzun hiç su içmeden dayanabileceği maksimum süre en uygun şartlarda 7 gündür. Zayıflamak isteyenler için her öğünden 15 dk önce 1-2 bardak su için ki; 20 dakikada doygunluk mesajı alan beynimizde, bu hissin oluşumunu hızlandırın. Sporcularda; su kaybeden vücut, yeterli sıvıyı yerine koyamıyorsa; buna tepki göstererek metabolizmamızı yavaşlatır. Suyun atımını engellemeye çalışır.  Özellikle spor sonrası, ter ile atılan suyun yerine gelmesi için; egzersiz ve yarıştan 15 dakika önce 1-1.5 bardak, egzersiz ve yarış sırasında her 10-15 dakikada bir 1/2 bardak su içilmesi gereklidir. Nasıl her şeyin fazlası zararlıysa; aşırı su içtiğimizde de bedenin atmakta zorlandığı su tutularak ödemler oluşur. Bir seferde çok fazla su içilmesi ile böbrekler zarar görebilir...  Kısaca;  10-12 bardak suyu, gün içine dağıtarak için.Su içmek için susamayı beklemeyin.Unutmayın; vücudumuzun, hissettiğimizden çok daha fazla suya ihtiyacı var.Hiçbir sıvı içeceğin suyun yerini tam anlamıyla tutmadığını unutmayın...İçeceğiniz suyun mutlaka arıtılmış  olmasına dikkat edin…Aksi taktirde su içeceğiz diye de vücuda zararlı maddeleri de boşuna almamak lazım.. 

SERT SULAR "YARARLIDIR"Suyun, mineral taşıyıp taşımadığı sertliğinden anlaşılıyor. Uzmanlar, sert suyun, aslında toplumdaki genel kanının aksine daha kaliteli olduğunu belirtiyor. Yumuşak içimli suların, sert sulara göre daha az mineral taşıdığı ifade ediliyor. Günümüzde sanayinin neden olduğu çevre kirliliğiyle, su kaynaklarının ve yiyeceklerin çoğunun, alkali özelliğini kaybederek, asitli hale gelmektedir. Kanser, karaciğer yağlanması, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik rahatsızlığa yakalananların vücudunda asit oranı da artıyor. İnsan vücudunda, yaradılış gereği iç organları, alkali özellik taşıyorlar. Bünyeye asidik maddeler girince yapıyı bozuyor. Bu nedenle yediğimiz içtiğimiz gıdaların, alkali özellik taşımasına dikkat etmeliyiz. Alkali su, karaciğer ve bağırsakları temizler, hücrelerin yıpranmasını geciktirir ve kişilerin ruh halinin de olumlu etkiler. Elma, armut, portakal gibi meyveler ve tüm sebzeler de alkali özellik taşırlar. İşlenmiş tüm gıda ürünleri ise asitleşmektedir. İçilen suyun alkali değerinin ph’ı, en az 7-7,5 olması gerekir. Musluk suları yeterli ph değerine sahip değildir. Ambalajlı su tüketenlerin, etiketlerindeki ph değerine bakmaları gerekmektedir. Günlük Su İhtiyacı Ne Kadardır?İnsan vücudunun yüzde 75'i, sudan oluşuyor. Bu dengenin bozulmaması için bol su içilmesi gerekmektedir. Herkesin vücut ağırlığının her kilogramı için, 40-50 mililitre su içmesi gerekiyor. Bu da 70 kilo ağırlığındaki bir kişinin günde 3-3,5 litre su içmesi anlamına geliyor. Alkali su, gün içerisinde vücutta biriken asitleri temizler. Vücuda enerji verir. Alkali suda bakterilerin barınmaları daha zordur. Musluk suyuna göre, yüzde 41 daha fazla oksijen içerir. Kalsiyum, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi mineralleri barındırır. Antioksidan özellik taşır.

x