Su, canlıların
yaşaması için hayati öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı
varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta
tutan sudur. Dünyamızın %70′ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını
oluşturmaktadır.Gündelik
hayatta ihmal ettiklerimizin başında su içmek gelir. Özellikle kimimiz için
eziyettir sanki o bir bardak suyu bitirmek. Ancak sağlığın korunması ve
canlılığın sürdürülebilmesi için gerekli bir numaralı madde sudur. Vücudumuzun
% 55-75' lik kısmını oluşturur.
Su; metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücudumuzdaki tüm reaksiyonlarda görevlidir.
Gün boyu içeceğimiz 2lt su, enerji oluşumunu artırır ve zayıflamaya yardımcı
olur, besin maddeleri, oksijeni... taşıyarak organ ve dokuları korur. Aç
karnına içtiğimiz su; organizmayı zararlı toksin maddelerden arındırır.
İmmün
sisteminin, görevini yapabilmesi için su gereklidir. Bu özelliği ile zinde ve
dinç kalmamızda yardımcıdır. Şeker
hastalığı olan kişilerde su alımının kan şekeri düşürme özelliği mevcuttur.
Yeterince su içmeyen diyabetik hastalar hem ilaçların yan etkilerinden
etkilenecekler, hem de böbrek fonksiyon değerlerinde üre ve kreatinin
yüksekliği ile karşılaşacaklardır. Böbrek
fonksiyonlarının korunmasında en önemli tedavi su içimidir.Cildimizin
nem ve elastikiyetinin düzenlenmesinde su rol oynar. Günümüzde bayanların
korkulu rüyası haline gelen selülit oluşumunun önlenmesinde de su yine ilk
sırayı alır.Emzikli
kadınlarda; süt üretimini arttıran en önemli sıvı sudur. Özellikle kalori
oranları yüksek hazır meyve suları, gaz yapan asitli içecekler yerine su tercih
edilmelidir.Hamilelikte;
suyun önemi daha da artar. Bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısı her üç saatte
bir kendini yeniler. Yetersiz sıvı alımı ile amnion miktarı azalacağından, suya
gereksinim artar.Sıcak
havalarda; vücut sıcaklığını düzenleyici olarak çalışır. Dikkat
edeceğimiz nokta, yazın içtiğimiz su miktarını artırma gerekliliğidir.
Bedenimiz ısındıkça terler ve su kaybeder. Bunun için su seviyesini yeterli
düzeye getirmemiz gerekir. Vücut, suyu aktif olarak kullanır, depolayamaz. Bu
sebeple susuzluğa dayanamayız. Vücudumuzun hiç su içmeden dayanabileceği maksimum
süre en uygun şartlarda 7 gündür.
Zayıflamak isteyenler için her öğünden 15 dk önce 1-2 bardak su için ki; 20
dakikada doygunluk mesajı alan beynimizde, bu hissin oluşumunu hızlandırın. Sporcularda;
su kaybeden vücut, yeterli sıvıyı yerine koyamıyorsa; buna tepki göstererek
metabolizmamızı yavaşlatır. Suyun atımını engellemeye çalışır. Özellikle
spor sonrası, ter ile atılan suyun yerine gelmesi için; egzersiz ve yarıştan 15
dakika önce 1-1.5 bardak, egzersiz ve yarış sırasında her 10-15 dakikada bir
1/2 bardak su içilmesi gereklidir.
Nasıl her şeyin fazlası zararlıysa; aşırı su içtiğimizde de bedenin atmakta
zorlandığı su tutularak ödemler oluşur. Bir seferde çok fazla su içilmesi ile
böbrekler zarar görebilir... Kısaca;
10-12 bardak suyu, gün içine dağıtarak için.Su
içmek için susamayı beklemeyin.Unutmayın;
vücudumuzun, hissettiğimizden çok daha fazla suya ihtiyacı var.Hiçbir
sıvı içeceğin suyun yerini tam anlamıyla tutmadığını unutmayın...İçeceğiniz
suyun mutlaka arıtılmış olmasına dikkat edin…Aksi
taktirde su içeceğiz diye de vücuda zararlı maddeleri de boşuna almamak lazım..
SERT SULAR "YARARLIDIR"Suyun, mineral taşıyıp taşımadığı sertliğinden anlaşılıyor.
Uzmanlar, sert suyun, aslında toplumdaki genel kanının aksine daha kaliteli
olduğunu belirtiyor. Yumuşak içimli suların, sert sulara göre daha az mineral
taşıdığı ifade ediliyor. Günümüzde sanayinin neden olduğu çevre kirliliğiyle,
su kaynaklarının ve yiyeceklerin çoğunun, alkali özelliğini kaybederek, asitli
hale gelmektedir. Kanser, karaciğer yağlanması, diyabet ve kalp-damar
hastalıkları gibi kronik rahatsızlığa yakalananların vücudunda asit oranı da
artıyor. İnsan vücudunda, yaradılış gereği iç organları,
alkali özellik taşıyorlar. Bünyeye asidik maddeler girince yapıyı bozuyor. Bu
nedenle yediğimiz içtiğimiz gıdaların, alkali özellik taşımasına dikkat
etmeliyiz. Alkali su, karaciğer ve bağırsakları temizler, hücrelerin
yıpranmasını geciktirir ve kişilerin ruh halinin de olumlu etkiler. Elma,
armut, portakal gibi meyveler ve tüm sebzeler de alkali özellik taşırlar.
İşlenmiş tüm gıda ürünleri ise asitleşmektedir. İçilen suyun alkali değerinin ph’ı, en az 7-7,5
olması gerekir. Musluk suları yeterli ph değerine sahip değildir. Ambalajlı su
tüketenlerin, etiketlerindeki ph değerine bakmaları gerekmektedir. Günlük
Su İhtiyacı Ne Kadardır?İnsan vücudunun yüzde 75'i, sudan oluşuyor. Bu
dengenin bozulmaması için bol su içilmesi gerekmektedir. Herkesin vücut
ağırlığının her kilogramı için, 40-50 mililitre su içmesi gerekiyor. Bu da 70
kilo ağırlığındaki bir kişinin günde 3-3,5 litre su içmesi anlamına geliyor. Alkali su, gün içerisinde vücutta biriken asitleri
temizler. Vücuda enerji verir. Alkali suda bakterilerin barınmaları daha
zordur. Musluk suyuna göre, yüzde 41 daha fazla oksijen içerir. Kalsiyum,
sodyum, potasyum ve magnezyum gibi mineralleri barındırır. Antioksidan özellik taşır.
x